Netmeli.com

...gazete oku,bugünkü gazeteler,birinci sayfaları

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Peki Niye Yedik Bu Pisliği?

E-posta Yazdır PDF

Peki Niye Yedik Bu Pisliği?

Çok beylik bir fıkra, ama duruma öyle uyuyor ki...
Hani ırgatla ağa, at arabasında gidiyorlarmış da, ağa sıkıntıdan, “Şu atın pisliğinin yarısını ye, araba senin olsun” demiş.
Irgat pisliği yiyip arabaya konmuş, ağa ağlamaya başlayınca acıyıp pisliğin kalanını yerse, arabayı iade etmeyi önermiş.
Pisliğin kalanını da ağa mideye göndermiş.
Yola devam ederken ırgat gülümsemiş:
“Ağam, gene sen ağasın, ben gene ırgat. Peki biz niye yedik bu pisliği?..”
Başkan Bush’un “at pazarlığı” dediği bu muydu acaba?
Atlantik ötesindeki ağanızla aylar süren pazarlıktan sonra, bütün itibarımızı sıfırlamak pahasına geldiğimiz noktaya bakar mısınız:
Savaşta Amerikan üsleri kullanılmayacak.

Türkiye ye Amerikan askeri gelmeyecek.
ABD de Türkiye’ye zırnık yardım vermeyecek.
Ne olacak peki?
Amerikan uçakları Türk hava sahasından Irak’a çek.
Karşılığında Irak’ın toprak bütünlüğü ve Türkmenlerin hakları gözetilecek.
Dünya Bankası ve IMF’de ABD, Türkiye’ye “güçlü -
tek” verecek.
Madem gelinecek nokta buydu; aylar önce bunu söy1emez miydik?
“Bu işte yokuz. Komşumuzu işgal için toprağımıza  
yabancı asker sokamayız. Ama bir müttefik olarak hava sahamızı açarız” diyemez miydik?
Bu, çok daha itibarlı bir duruş olmaz mıydı?
“At pazarlığı yapan bir hükümet”, “baskı karşısında
gerileyen bir millet”, “iradesini parayla satan bir Meclis
görüntüsünden iyi değil miydi?
Gelinen şu nokta ,  boşanan bir karı kocanın tazminat kavgasına benziyor:
ABD, “Üsler bende kalsın, biraz para atayım” diyor
Türkiye, “Sen o paraya ancak hava (sahasını) alırsın”
diye karşı çıkıyor; “Tam destek, bir pakettir ve sana 6 milyar dolara mal olur”a getiriyor.
Bunun üzerine ABD, “Kalsın o zaman; ne kadar emek, o kadar köfte” deyip pazarlığı kapatıyor.
Le Figaro gazetesi dün bu durumu “Türkiye mehter
marşıyla savaşa giriyor” diye tanımladı.

iki adım ileri, bir adım geri atarak ve her adımda ulusal onuru ayaklar altına alarak, başladığımız noktaya döndük.
Türkiye, bu politikayla ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi.
Hem ABD’yi hem Irak’ı kaybetmek gibi zor bir işi “becerdi”.
“itibar mı, para mı” ikileminde kıvranırken itibar da, para da gitti.
Korkum odur ki, şimdilik işini Türkiye’deki üsler olmadan, Anadolu’ya asker sokmadan, Kuzey Irak’ı bombalayarak halletmenin yolunu arayan ABD, savaşın ilk aşamalarında Türk ekonomisi yere çakılınca hepten köşeye kıstırdığı müttefikinin kapısını çalacak ve “Aç kapıyı” diye bezirgan pazarlığı yapacaktır.
Gerek kalırsa, o zaman Meclis’in, koşulsuz teslim olacağı hesaplanmaktadır.
Hükümet, okullarda ders olarak okutulacak bir “kötü yönetim” örneği verdi.
Şimdi ağzında berbat bir tatla bir ata, bir de ağaya bakıp “Peki biz niye yedik bu pisliği” diyor mudur acaba?
                                                     20 Mart 2003
                                                                 Milliyet
                                                                     Can Dündar

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İnterneti İzlemeli

Son Yorumlar


            

Gazete Oku

Untitled Document

Site İçi Arama

Kimdir?